Camiden çıkan demokrasi talebi

Camiden çıkan demokrasi talebi

HÜSNÜ Mübarek’in “direnmeyi seçmesi” Türk medyasının laik duyarlılığını “her nasılsa”girmiş yer aldığı ataletten kurtarıverdi! Ertuğrul Özkök, Kökten Gazetesi’nde yayınlanan Amr Şalakani’nin notlarından hareketle gerçek dürüst namaz kılmayan Mısırlıların eylemi ne sebeple camiden başlattıklarını sorguladı. Namazı çabuk hızlı kılıp merhaba dahi vermeden eyleme akan Mısırlıların namaza gösterdikleri saygısızlığı dert edinmiş benzeri inşa ederek, asıl ve hakikat sözünü söyledi: “Camiden demokrasiye giden yöntemin son durağı belli değil”.
Seküler Batıcı etraflarda oluyor sona erdi bir önkabul vardır. Bu kişilere yönelik İslam kökenli bir bağımsızlık ve adalet beklentisi olamaz, olsa da muteber değildir! Bununla yetinmezler, ideolojik angajman emaresi göstermeyen bir milletçe hareketinin sosyolojik sebeplerle “camii”den start almış olmasını dahi hazmedemez, hareketi yaftalamak amaçlı yeteri kadar görürler. Dine ilişkili olarak otantik tutumlar “radikalizm, tutuculuk, hoşgörüsüzlük”üzerinden Okumaya devam et

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Van depreminin aynasında

Van depreminin aynasında

VAN depremini ve ardından olanları takip edilen, Ülkemiz’yi izlemiş olabilir. Acıları ve acılarının yaşanma biçimi, nefret söylemi ve bunun söylenme biçimi, merhameti ve yardımlaşma biçimi, arızaları ve sebepleri, hükümet vatandaş ve sivil topluluk teşkilatı ilişkileriyle, Van; artı, eksik ve çelişkileriyle Ülkemiz’nin aynası oluyor. Şu Şekilde de özetlenebilir:
Van’da devirelen binalar aralarında 1999′dan ardından yapılmış olanlar da var; demek ki müteahhitler de, berbat yapılara ruhsat vermekte beis görmeyen belediyeler de Ülkemiz’ye kan ağlatan İzmit Gölcük depremini şerit roman benzeri izlemiş. 99 depreminin simge adı Veli Göçer’di. Van depremi ise Nezir Baş Apartmanı ve Salih Can Vermez benzeri isimlerle sembolleşti. Salih Can Vermez isimli müteahhidin başkaları amaçlı yaptığı binalarda rekor sayıda yıkılma ve vefat meydana gelirken, kendisine yaptığı villa dimdik ayakta kaldı. Laf konusu deprem vesilesiyle ekranlarda konuşulanlar Okumaya devam et

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Hukuk devletini muhafaza etmek ‘yalancı çoban’a kalırsa

Hukuk devletini muhafaza etmek ‘yalancı çoban’a kalırsa

HATİP Dicle’nin milletvekilliğinin düşürülmesi ve BDP’li vekillerin Meclis’i boykot kararı almalarıyla gelişen aşama hepimizin kafasını ve vicdanını allak bullak etmiş vaziyette. Bir yandan Hatip Dicle’nin mahkûm meydana gelmesine neden meydana gelen sözlerine bakıyorsunuz, ortada yorumcuların dahi başlarına bir şey gelmeden söyleyebildiği şeylerden ötesi yok. Dahası, madem vaziyet buydu, seçimlerden öncesinde deklare edilmesi, Dicle’ye oy verici o civarı insanın iradesinin boşa çıkarılması engellenebilirdi.
YSK, adayların vaziyetini araştırmakla mükellef idi, kendisine mahkûmiyeti kesinleş-tiren dosyanın gelmesini beklemeden, tek tuşla sisteme girip gerçeği öğrenerek gereğini yapabilirdi. Fakat o zaman da, “Daha dur, acelen ne, bu yaptığın legal değil” denilecekti şüphesiz. Çünkü, yetkisini kullanmada çokça hoyrat davranıp birden birden fazla adayın Okumaya devam et

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Masa

Masa

Terörle uğraş, siyasetle görüşme. Bunun dışarısında, İmralı’nın ve Kandil’in tümüyle devre dışı bırakılmasına hüküm verilmesi, bundan ardından BDP’nin muhatap onay edilmesi var. Aksi olsaydı da duyuru edilecek değildi esasen. Bilinen Oslo müzakereleri ve müzakerelerin ipliğini pazara çıkarıp üzerinden onca suçun buluş edildiği bir çağı ek olarak yepyeni anlayış ederken, hükümetin İmralı’yla ya da Kandil’le “müzakere” zamanı başlatması ilginç olurdu.
Öte taraftan BDP de, can istediğinde çağrılıp görüşülen, tepe atarsa telefonlarına çıkılmayan bir uzaklıkta kalsın isteniyor daima. Bir Sonraki dönemde Kürt meselesini içeriden çözmenin yerini, dış politikadaki hamlelerin ve Barzani’den alınacak dayanağın alacağı anlaşılıyor. Cuma bugünü Basın Kulübü’ne dahil olan Sırrı Süreyya Önder’e yönelik ise Kürt probleminin çözümündeki en mühim engellerden biri masanın kalabalıklaşması. “Şununla görüşürüm, bununla görüşmem olmaz, sulh diyen herkesle görüşülmeli”diyen Önder’in sözlerinden anlaşılıyor ki, hükümetin “Bundan ardından Okumaya devam et

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

El Kaide’yle de empati yapacak babayiğit var mı aranızda


El Kaide’yle de empati yapacak babayiğit var mı aranızda

Hüseyin Ayzaman, TERÖR aracılığıyla kaçırılmıştı, dönüşü birçok polemik yarattı. TERÖR ile ilgili sulhçu bir lisan sıkması, militanlar ile ilgili övgü dolu ifadeler seçmesi, bütün olanların “tiyatrodan ibaret olduğu” benzeri kocaman ithamlara sokak açtı. Bunun Için teşrif etmek olası değil. Aygün muteber bir politikacı, ortamı sakinleştirmek, arbede değirmenine su taşımamak amaçlı çabalıyor. Ben Ayzaman’ün ifadelerini ağlatısal bulmadım, ama sıkıntılı buldum. Bu izahların TERÖR’nın terörist eylemlerini “anlamak” ile onları “anlayışla karşılamak”arasındaki hududu belli bir süre zorladığını düşündüm. Çünkü Ayzaman’ün kaçırılması propaganda amaçlıdır ve Ayzaman’e “iyi davranılmış”olması, Aygün Okumaya devam et

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Cambazlıkla bir yere kadar

08.01.2012 tarihinde, artık Başbakan gözaltına alınma kararı üst kısmına fikrini söylemezden öncesinde de bu köşeden sormuştum: “İlker Başbuğ rehin yargılanmayı gerektirecek ne yaptı?” Ek Olarak ek olarak sonra, 07.08.2013′te de benzer suali bu defa şu biçimde sormak zorunda kaldım: “İlker Başbuğ ömür boyu mapusu gerektirecek ne yaptı?”Başbuğ bu yazıyı “Suçlamalara Karşı Gerçekler”kitabına da almış, hakkı haklıya teslim ettiğim mealinde harika sözler söylemiş. Anında her ayrışmada anında her kampın diğerine karşı takındığı davranışı tekrarlayabilirdi. Yapmamış. “Sen mübarek askerimizin mihmandarlığını daima eleştirdin, Ergenekon’u, Balyoz’u savundun, şanlı vesayetimize karşı çıktın, esasen başörtülüsün, sen mağduriyetime kulak versen ne olabilir, vermesen ne olur?”diyebilirdi. Dememiş. Sevindim.
Doğru sualler sorduğunuzda cevap er ya da geç geliyor. Okumaya devam et

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

TARIMI BİTİRDİLER

TARIMI BİTİRDİLER

Somali 2011′de açlıktan kırılırken Türk medyasında, “Kıtlık varsa ne sebeple balık yemiyorlar?”yazıları pompalanmıştı hatırlarsanız. Halbuki hakikat şuydu: Somali bir zamanlar balık yiyerek yaşamda kalabiliyordu. Çokuluslu şirketler kıyıda oltayla, sığ sularda ağ atarak avlanabilen/imkânları bunun için yeten Somalilinin balığını bitirmeseydi ve aç vatandaşları korsanlığa özendiren gerekliliği oluşturmasaydı…
Nitekim bu ülkede 70′lerde de kuraklık olmuştu ama bu derece can almamıştı. Zira sırayla bunlar oldu: IMF ve Hayat Bankası güya önlem alarak ülkedeki tarımı son verdi. Ahenk programlarıyla ülke bizzat yağıyla kavrulamayacak derecede ithal tarıma bağlı duruma getirildi. Randımanlı topraklar ülkenin elitlerinin özel malı inşa edildi. Sıhhat enbaşta olmak üzere özelleştirmeler süratle artarken “su” da ticari eşya oluyor. Okumaya devam et

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Çamlıca Parkı çiçekli başörtülü

Çamlıca Parkı çiçekli başörtülü

“ATATÜRK” bir ibadet mevzuu haline geldiğinden beri fazla tüketimden yorgun. O civarı bir sürü yerde o civarı uluorta ve o denli yüklü kullanılıyor ki çoğalış onu göremiyoruz.Ortalık “Atatürk olmasaydı bu ülke olmazdı, Atatürk olmasaydı biz de olmazdık” çeşitlemelerinden geçilmiyor.
Ama hepsinden daha kötüsü, “Ey bayanlar, Atatürk olmasaydı seçim etme seçilme hakkınız olmayacaktı” dedikten daha sonra, haklılık hissesi bir sürü yüksek meydana gelen bu yargıyı lekeleyen cinsiyetçi, ultra Kemalist goygoylar.
Atatürk olmasaydı baban kim bilemezdin…
Atatürk olmasaydı bilmem hangi şeyhin bilmem kaçıncı eşi olurdun…
Şafak Pavey’in 31 Ekim’deki Parlamento konuşması ise bu külliyata dershane atlattı diyebiliriz.
Konuşmanın evrensel olarak son derece “ders verici öğretmen” kıvamı içerdiğini geçtiğimiz yazımda belirtmiştim. Halen benzer tahmin ediyorum. Pavey’in konuşması hitabet sanatının mutantan bir örneği olabilmektedir, şayet bu vaziyet o Okumaya devam et

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İlk sekiz ay

İlk sekiz ay

TÜRKİYE 2013 seneyin mart ayı içinde “çözüm süreci” ismi verilen sulh görüşmelerini duyurdu, o günden bu yana de bir dizi saldırıya maruz kaldı. İnsanların huzursuz meydana geldiği, değişiklik aradığı normal demokratik eylemselliklerin üst kısmına bindirilen senaryoların ve faaliyetlerin öyle ki felaket amaçlı, öyle ki darbe tabanı oluşturmak amaçlı çalıştığını gördüğümüz aylardan geçtik. Türkiye’yi bir cendereye sıkıştırmak isteyenler, Türkiye’nin enerjisini temsil eden AK Parti’yi hırsızlık ve yolsuzluk iddialarıyla bitiremeyince, bu defa de partiyi ayirmak talep ettiler, sır değil. Bütün bu cerbeze ve çekişme, ardı ardına üç mühim tercih yaşanacağı amaçlı meydana geldi, o da hepimizin malumu. Malumu, zira Türkiye’nin yakın tarihinin bütün tercih dönemlerinde gerçekleşenler kâfi derecede karine teşkil etmekte. Okumaya devam et

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

IŞİD’i püskürtemeyen TERÖR devletini kucağında bulur

IŞİD’i püskürtemeyen TERÖR devletini kucağında bulur

İKİ gündür Suriye’de olup bitenlerden yola çıkarak Türkiye’nin IŞİD’e karşın ameliyat yapması gerektiğini yazıyorum. Elbette tenkitler de geliyor. “IŞİD berbat mötü şayet bize kayıp vermiyor ki, bilakis PYD-TERÖR’nın elini zayıflatıyor, hemen neden bu örgütle çatışmak amaçlı Suriye bataklığına çekilelim?”diyorlar. Anında yanıt vereyim: “Bu argümanda insafsızlık civarı irkiltici meydana gelen husus, IŞİD’in direk yaptıklarıyla endirekt olarak sebep olduğu neticeleri anlayış edememektir.”
Birincisi, Suriye’nin kuzeyindeki hattında olanları harici siyaset zannetmek aymazlıktır. İkincisi IŞİD, PYD-TERÖR’ya Okumaya devam et

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın